Son günlerde felaketi andıran yağmurların ardından hep derin düşünceler içine dalmışımdır. Çocukluğumdan hatırlarım,Avrupalı Türkiye’ye gelmiş,derelerin,nehirlerin güldür güldür aktığını görünce “nehirler akar,Türk bakar” demiş. Son yıllarda küresel ısınmayı çok ciddi olarak hissetmeye başladık. Yaz geçti yağmur yağmadı, böyle aniden yağan yağmurları da barajlarda tutamazsak, Avrupalının dediği gibi, suların akışına bakmaya devam edeceğiz, bakmaya devam ederken de önümüzdeki yıllarda çok sıkıntılı günlerin bizleri beklediğini bilmek için falcı olmaya gerek yok sanıyorum.
Bölgemizde son 30 yıl içinde önemli sayılacak barajlar yapıldı. Altınyazı Barajı, Sultanköy-İbriktepe Barajı, Kırklareli Kayalı Barajı, Malkara Karaidemir barajı, Keşan Kadıköy Barajı ilk aklıma gelen isimler.
Bu barajların dışında onlarca gölette yapılarak, tarımsal sulama amaçlı kullanıldı, sulama sonucu verim artışı sağlanarak, ülke ekonomisine önemli katkılar sağlandı, istihdam yaratıldı, ayrıca barajlara ve göletlere balık tohumları da atılarak, hem yeni istihdam alanları yaratıldı, hem de ülke ekonomisine de ciddi anlamda katma değer kazandırıldı.
Yukarıda saydığım baraj ve göletlerin dışında 10-15 yıldan beri fizibilite çalışmaları yapılan bir baraj var ki, bölgemiz için çok önemli… ÇAKMAK BARAJI… Siyasiler ve teknokratlar zaman zaman TRAKYA’ nın GAP’ı diye tanımlıyorlar Çakmak Barajı olayını.
Çakmak köyümüz, bilindiği üzere Uzunköprü’ye bağlı bir köyümüz. Coğrafi yerleşim olarak, Uzunköprü tren istasyonundan, eski Edirne sahil yolu güzergahında, Değirmenci köy, Hamitli köy’ den sonra gelmektedir. Birbirine paralel kuzeyden güneye akan Ergene Nehri ile Meriç nehirlerinin tam ortalarına isabet eden, her iki nehire de 10-15 km mesafede bir yerleşim birimi.
Mühendislik kısmını pek bilmememle beraber, bu coğrafi özelliği nedeni ile, yapımı tamamlandığında, Meriç ve Ergene Nehirlerimizin taşkınlarının da son bulacağını düşünmekteyim, her iki nehrimize konulacak pompalar ile, taşkın suların baraja aktarılması olası…
Bildiğim bir nokta ise, Çakmak barajının su toplama kapasitesinin Altınyazı Barajına oranla 8-10 kat daha fazla olduğudur. Bu rakamın bile altınyazı barajının dolu halini iyi bilen Balaban köylüler için ne ifade ettiğini hatırlatmak isterim. Altınyazı barajından 15-20 bin dönüm arazide çeltik ekimi yapılmaktadır, Altınyazı barajından yılda 100 tona yakın sazan,aynalı sazan,levrek,Bulgar tekkesi gibi balıklar tutulmaktadır,bu balıkları tutan,satan,pişiren,sofralarımıza sunan insanlar da ülke ekonomisine katma değer yaratmaktadırlar.
Adeta bölge barajı niteliğinde olacak olan Çakmak Barajının kendi sulama alanı dışında, kendisinden daha güneyde olan barajlara da önemli katkıları olacaktır.
Taşkınların önlenmesine çok büyük katkı sağlayacağı gibi, Ergene ve Meriç nehirleri ülke topraklarından geçerek, ege denizine döküldüğünden, bu nehirlerdeki suyun kullanımı için ülke olarak tamamen özgür olduğumuzdan, suyun diğer ülkelere aktarılması gibi bir sorunumuz da bulunmamaktadır.
Zaman zaman Edirne’mizde hayatı olumsuz etkileyen taşkınlar olmaktadır, bu taşkınlar komşu ülkemiz olan Bulgaristan’ın Meriç nehri üzerinde kurmuş olduğu sayısız barajların doluluk oranı arttığından, baraj kapaklarının açması sonucu meydana geldiği bilinmektedir.
Ülkemizdeki çeltik ekilişinin % 40’lara yakınının yapıldığı Ergene ve Meriç havzalarında 1974-1978 ve 1990 lı yıllarda susuzluk nedeni ile,çeltik üreticilerimizin temsilcilerinin Bulgaristan yetkilileri ile görüşüp,Bulgaristan topraklarında,Meriç Nehri üzerinde kurulu bulunan baraj kapaklarını açarak,suyun bizim topraklarımıza ulaşımını sağlamak adına ne zorluklara katlandıklarını Rahmetli Ali KOÇAN,dan ve diğer çeltik üreticilerinden üzülerek dinlediğim çok olmuştur.
Sayısız nedenlerle Çakmak Barajının yapılması ,ulusal onurumuz,ulusal çıkarlarımız açısından çok ivedidir.
2008 yılında Çakmak Barajına Genel Bütçeden ödenek ayrılacağı planlanmaktadır.
Bu konuyu çok önemsiyorum, bu sitede de konuyu açmamın nedeni;
Ülkemizin değişik yerlerinde, değişik iş alanlarında arkadaşlarımız olması nedeni ile,bu işin lobisini oluşturmak zorundayız,herkes bulunduğu ortamda konuya sahip çıkar ve politikalara katkı sunarsa,baraja ayrılacak ödenek çabuklaşır ve baraj daha çabuk devreye girer,bölgemize ve sonuçta ülke ekonomisine müthiş katma değer yaratmış olur.
Düşünüyorum da…
22 temmuz seçimlerinden hemen sonra Keşan-Uzunköprü karayolu duble yol programına alındı, çalışmalar çok yoğun olarak başladı, Keşan’dan Paşayiğit istikametine kadar yol çalışması bitti, asfaltlama başladı, bu hızla 8-10 ay içinde yol tamamen ulaşıma açılır diye düşünüyorum. Elimizde keşif rakamları yok, karayolları istimlaklarının ne kadar pahalı olduğunu ve karayolun yapı itibarı ile ne kadar masraflı olduğunu biliyoruz.
Bir tarafta 10-15 yıldan beri fizibilitesi yapılıp, bir çivi çakılmayan ve bölgemiz, ülkemiz ekonomisi için çok önemli değeri olan Çakmak Barajı,
Diğer tarafta ise, son yıllarda mantar gibi biten ve istatistiklere göre daha çok kazalara neden olan,gümrükten mal kaçırırcasına hızlı ve sağlıksız yapılan, ülkemizin kıt kaynaklarının heba olmasına yarayan duble yollar.
Sizce öncelik sırası hangisinin olmalı… Bizler bu yörenin insanlarıyız, Uzunköprü-Keşan güzergahına duble yol ne kadar acil…
Bu konuda da en kısa zamanda bir REFERANDUM yapılsa diye de düşünüyorum…
İnanıyorum ki,Keşan-Uzunköprü duble yoluna ayrılan ödenekle,Çakmak Barajında çok önemli mesafeler alınır. Bu konuyu da referandumun bir maddesi olarak koysak…… diye düşünüyorum.
Veeee,
Biraz daha ileri giderek diyorum ki…
Bırak sen duble yolu…
Edirne’den başlayıp,güneye doğru havsa,Uzunköprü,Meriç,İpsala,Keşan’dan Enez’e varan demiryolu yapabiliyor musun? Bak bakalım neler oluyor memlekette. Demir yolunun tüm ekipmanları yerli…,Adapazarı,Eskişehir Vagon fabrikaları iş bekliyor.
Evet…
Duble yol kandırmaları ile ülkemizin kıt kaynakları heba edileceğine,bunun yerine geçecek şekilde,raylı taşımacılık öne çıkarılsa,çakmak barajı programa alındığında elde edilecek zirai-sanayi ve ticari ürünler,Meriç ve ergene havzasından geçerek açılması planlanan Enez Limanına demiryolu ile taşınsa….Ülkemizin en büyük kara sınır kapısı olan Kapıkule’ye bu ürünler demiryolu ile taşınsa…
Bu konuyu da referandumun bir diğer maddesi olarak koysak …..diye düşünüyorum.
(belirttiğim güzergaha benzer,Edirne’den güneye doğru,İpsala’ya kadar,iki ülke arasında sınır çizen Meriç nehrini takip eden demiryolu işletmeciliğini komşumuz Yunanistan ben kendimi bildim bileli yapmaktadır.)
Bütün bu anlatılanlar sonucunda ;
Yabancı petrol şirketlerinin kazançlarına kazanç katılmasa… Adeta savaşı andıran karayollarındaki trafik terörü olmasa…
Diye sesli düşünüyorum.
Ülkemin güzel, onurlu insanları çok çok iyi şeylere layıktır diyorum.
Son söz olarak ta diyorum ki ;
Bir şeyi yapmak için önce düşünmek… Sonra inanmak… Yüksek sesle konuşarak insanlarla paylaşmak … Lobi oluşturmak… Sıkı Takipçisi olmak…